Avuçtaki Zaman
Gelecek dediğin,
Olmayan bir deniz kenarından,
Taşlar biriktirmek gibi...
Olmayan bir deniz kenarından,
Taşlar biriktirmek gibi...
Sen yine de diziyorsun onları
Pencere kenarına,
Hiç oturmayacağın bir sandalyenin gölgesine.
Pencere kenarına,
Hiç oturmayacağın bir sandalyenin gölgesine.
Oysa bilmediğin bir odada,
Hiç çalmayacak bir zilin yankısıdır duran.
Elinin değdiği her nesne
Soğur biraz daha,
Biraz daha çekilir gökyüzü
Balkonda unuttuğun o eski saksıdan.
Hiç çalmayacak bir zilin yankısıdır duran.
Elinin değdiği her nesne
Soğur biraz daha,
Biraz daha çekilir gökyüzü
Balkonda unuttuğun o eski saksıdan.
Ve sen, bir ihtimalin soğuk gölgesine
Kaygılar yığarken usulca;
Zaman, capcanlı duruyor avucunda.
Kaygılar yığarken usulca;
Zaman, capcanlı duruyor avucunda.
Parmaklarını okşuyor,
Bir piyanonun tuşlarıyla sevişir gibi...
Kendi nabzının vuruşlarıyla
Çalıyor anın o derin konçertosunu...
Ve sen, kendi ellerinle susturuyorsun müziği.
Bir piyanonun tuşlarıyla sevişir gibi...
Kendi nabzının vuruşlarıyla
Çalıyor anın o derin konçertosunu...
Ve sen, kendi ellerinle susturuyorsun müziği.
Belki de hiç işitmeyeceğin bir bestenin mırıltısıyla.
