Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Boş Yataklar ve Telaşlı Adamlar Kıraathanesi
Yok yok, özgürlük değil sizin bu darmadağınık sarhoşluğunuz,
Bu boyuna kadeh tokuşturup durduğunuz meydanlar,
Umarsızca gecelemek, ümitsizce sabahlamak değil.
Aslında siz de biliyorsunuz,
O tıkır tıkır işleyen saatlerin mevhumu olmadan yaşamanın,
Bir hürriyet etmediğini.
Ki hürriyet de değil zaten sizin asıl derdiniz,
Görüyorum o ceketinizin ceplerine sakladığınız telaşı.
Bu boyuna kadeh tokuşturup durduğunuz meydanlar,
Umarsızca gecelemek, ümitsizce sabahlamak değil.
Aslında siz de biliyorsunuz,
O tıkır tıkır işleyen saatlerin mevhumu olmadan yaşamanın,
Bir hürriyet etmediğini.
Ki hürriyet de değil zaten sizin asıl derdiniz,
Görüyorum o ceketinizin ceplerine sakladığınız telaşı.
Ayaklarınız gitmiyor, evet, o her köşesi ezberlenmiş yalnızlığınıza.
Oraya, o her sabah bıraktığınız gibi soğuk bulduğunuz,
Hiç bozulmamış, kırışmamış o bomboş yatağınıza
Uzanmak ağır geliyor gövdenize.
Oraya, o her sabah bıraktığınız gibi soğuk bulduğunuz,
Hiç bozulmamış, kırışmamış o bomboş yatağınıza
Uzanmak ağır geliyor gövdenize.
Siz aslında başka bir şeyin, o eski naftalin kokulu düzenin peşindesiniz:
Işığı söndürmeyi özlüyorsunuz içten içe,
Ocağın altını mavi bir alevle yakmayı,
Elinizde dünkü gazete, ayaklarınızı öylece uzatmayı bir kanepeye...
İmreniyorsunuz, biliyorum, saklamayın o kederli gözlerinizi,
"Tamam canım, birazdan geleceğim" derken telefonun ucuna,
Sesindeki o ürkek "eyvah" notasından için için titreyen
Ve eve gecikmiş her telaşlı adama.
Işığı söndürmeyi özlüyorsunuz içten içe,
Ocağın altını mavi bir alevle yakmayı,
Elinizde dünkü gazete, ayaklarınızı öylece uzatmayı bir kanepeye...
İmreniyorsunuz, biliyorum, saklamayın o kederli gözlerinizi,
"Tamam canım, birazdan geleceğim" derken telefonun ucuna,
Sesindeki o ürkek "eyvah" notasından için için titreyen
Ve eve gecikmiş her telaşlı adama.
Yok yok, hürriyet değil istediğin gibi kirletmek günü,
Umarsızca gecelemek, ümitsizce sabahlamak değil.
İnsan bir yere ait olmak istiyor hepsi bu.
Umarsızca gecelemek, ümitsizce sabahlamak değil.
İnsan bir yere ait olmak istiyor hepsi bu.
Bir ses olmalı diyorum o taş duvarların ardında,
Bir ses, tam kapıdan girerken o ağır gölgenizle,
Bütün yorgunluğunuzu omuzlarınızdan çekip alan:
"Nerede kaldın, saatin kaç olduğundan haberin var mı?" diyen,
Sizi dünyaya, zamana ve bir göğe rapteden
Birileri olmalı hayatınızda.
Bir ses, tam kapıdan girerken o ağır gölgenizle,
Bütün yorgunluğunuzu omuzlarınızdan çekip alan:
"Nerede kaldın, saatin kaç olduğundan haberin var mı?" diyen,
Sizi dünyaya, zamana ve bir göğe rapteden
Birileri olmalı hayatınızda.

