Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Dev Gölgeler Altında Hürriyet Otopsisi
Bir çöp konteynerinin küf rengi hiyerarşisinde
Evler sönüyor, gözlerin o evlerin içindeki uykuyu emiyor önce.
Sokaktan alınmamış olmanın o paslı, o kekre ağırlığı
Bırakılmanın üstüne kirli bir yün hırka gibi biniyor.
Görünmezlik bir sığınak mıdır burada?
Gölgeler dev, gölgeler hiyerarşik ve koruyucu,
Gözlerini kapatsan, bir şair fırlayacak sanki o belirsiz köşeden.
Evler sönüyor, gözlerin o evlerin içindeki uykuyu emiyor önce.
Sokaktan alınmamış olmanın o paslı, o kekre ağırlığı
Bırakılmanın üstüne kirli bir yün hırka gibi biniyor.
Görünmezlik bir sığınak mıdır burada?
Gölgeler dev, gölgeler hiyerarşik ve koruyucu,
Gözlerini kapatsan, bir şair fırlayacak sanki o belirsiz köşeden.
Ah, o köşeden sonraki o kesik, o duraklayan boşluk!
İçgüdü dediğin, eski bir coğrafya kitabının yırtık sayfası,
Hatırlıyorsun o ilk çamuru, o rahimsi karanlığı.
Adımların artık birer kemik, adımların artık birer kelime,
Yürüyor ve dönüyorsun kendi gövdenin o loş kuytusuna
Bir solukta, bir kopuşta, bir tül eskimesinde...
Sonrası? Sonrası o muazzam, o leziz rezalet.
Hayat diyoruz buna, boğazımıza kadar ilikli,
Diz boyu bir varoluş humması,
Ağzına kadar çamur, ağzına kadar yıldız!
İçgüdü dediğin, eski bir coğrafya kitabının yırtık sayfası,
Hatırlıyorsun o ilk çamuru, o rahimsi karanlığı.
Adımların artık birer kemik, adımların artık birer kelime,
Yürüyor ve dönüyorsun kendi gövdenin o loş kuytusuna
Bir solukta, bir kopuşta, bir tül eskimesinde...
Sonrası? Sonrası o muazzam, o leziz rezalet.
Hayat diyoruz buna, boğazımıza kadar ilikli,
Diz boyu bir varoluş humması,
Ağzına kadar çamur, ağzına kadar yıldız!
Yürü, sokaklar senin o geniş, o sahipsiz gövden,
Otur, kaldırımlar mülkiyetin dilsiz tasfiyesi.
Islan! Tanklar ki yağmurun en ağır metal versiyonudur,
Uyu, banklar senin yedi uyurlar mitolojin...
Otur, kaldırımlar mülkiyetin dilsiz tasfiyesi.
Islan! Tanklar ki yağmurun en ağır metal versiyonudur,
Uyu, banklar senin yedi uyurlar mitolojin...
Kimse senin yüzüne çarpmıyor o mukaddes ekmeği,
Kimse göğsüne batırmıyor minnetin o sivri saatini.
Öyle bir çıplaklık ki bu;
Bir tahliye esrikliği, bir taburcu beyazlığı,
Bir terhis sonrası o ilk, o keskin sigara dumanı...
Kimse göğsüne batırmıyor minnetin o sivri saatini.
Öyle bir çıplaklık ki bu;
Bir tahliye esrikliği, bir taburcu beyazlığı,
Bir terhis sonrası o ilk, o keskin sigara dumanı...
Mihnetin o dipsiz ve karanlık kuyusundan fırladın işte,
Yaşa! Sınırlarını delirtecek bir takvimle,
Düşüncenin o son, o tehlikeli peronunda,
Gülerek ve ölerek, durmadan vuruşarak kelimelerle.
İnsan mısın ki sen?
Haşa!
Sen bu sokağın en güzel imlasızlığısın.
Yaşa! Sınırlarını delirtecek bir takvimle,
Düşüncenin o son, o tehlikeli peronunda,
Gülerek ve ölerek, durmadan vuruşarak kelimelerle.
İnsan mısın ki sen?
Haşa!
Sen bu sokağın en güzel imlasızlığısın.

