Dışarıda Kimse Yoktu
Sarımsı bir lambanın altında ikiye bölünmüş dar bir salon:
Bir köşede Daimi Korkan;
çifte kilitli pencereler, masasında yarım kalmış sakinleştirici çaylar,
kenarları aşınmış minderler ve gölgelerin uzamadığı loş bir çekyat...
Diğer yanda Yılmaz Cesur;
ardına kadar açık kalmış bir çalışma masası,
rüzgâra göğüs geren perdesiz pencere,
derli toplu kitaplar ve kılıfından çıkarılmış pirinç bir anahtar...
Aynı çatının altında, tezatla örülü iki ayrı ev arkadaşı.
Bir köşede Daimi Korkan;
çifte kilitli pencereler, masasında yarım kalmış sakinleştirici çaylar,
kenarları aşınmış minderler ve gölgelerin uzamadığı loş bir çekyat...
Diğer yanda Yılmaz Cesur;
ardına kadar açık kalmış bir çalışma masası,
rüzgâra göğüs geren perdesiz pencere,
derli toplu kitaplar ve kılıfından çıkarılmış pirinç bir anahtar...
Aynı çatının altında, tezatla örülü iki ayrı ev arkadaşı.
Derken ağır bir yumruk indi ahşabın göğsüne:
Korku çaldı kapıyı.
Korku çaldı kapıyı.
Pasa batmış bir sürgü gıcırtısıyla aralandı tahta;
eğildi eşikte Daimi Korkan,
kendi nefesinden ürküp titredi.
eğildi eşikte Daimi Korkan,
kendi nefesinden ürküp titredi.
Arka odanın gölgesinden yırtıldı bir ses;
Yılmaz, oturduğu köşeden bağırdı:
— "Kim geldi?"
Yılmaz, oturduğu köşeden bağırdı:
— "Kim geldi?"
Daimi yanıt veremedi;
geceye çakılmış bir heykel gibi kilitlendi çenesi,
dizlerinin bağı çözüldü, titredi yine.
geceye çakılmış bir heykel gibi kilitlendi çenesi,
dizlerinin bağı çözüldü, titredi yine.
Yılmaz Cesur bastı topuklarını yere, tok ve tereddütsüz.
Ayağa kalktı,
gecenin karanlığını yara yara kapıya yöneldi.
Ayağa kalktı,
gecenin karanlığını yara yara kapıya yöneldi.
Sokak: Kendi ıssızlığında kuruyan bir hiçlik.
Ne basılmış bir çamur,
ne havayı yaran bir gölge...
Kimse yoktu.
Ne basılmış bir çamur,
ne havayı yaran bir gölge...
Kimse yoktu.
Daimi Korkan, titrek bir parmakla
gösterip kapının eşiğindeki o doymak bilmeyen boşluğu,
kekeleyerek sığındı kendi gölgesine:
gösterip kapının eşiğindeki o doymak bilmeyen boşluğu,
kekeleyerek sığındı kendi gölgesine:
— "Demin..." dedi,
— "Tam buradaydı..."
— "Tam buradaydı..."
Zaman geçti...
Yılmaz Cesur günün birinde ilk kez öldü;
Daimi Korkan ise o kapının önünde
her gün ölmeye devam ediyor...
Yılmaz Cesur günün birinde ilk kez öldü;
Daimi Korkan ise o kapının önünde
her gün ölmeye devam ediyor...
