Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Gayriadil Takaslar Tarihi
Gecenin cebinde unutulmuş birkaç bozuk para,
Yuvarlanıyor zamanın küflü ve nemli zemininde.
Onların bile bir ağırlığı var, kendince bir haysiyeti,
Bir ekmek tıkırtısı, bir gazete kokusu,
Adil bir takasın soğuk ama net matematiği...
Eksilirken geride bıraktıkları o kuytu boşluk,
Kendi gövdesi kadardır en azından, ne eksik ne fazla.
Yuvarlanıyor zamanın küflü ve nemli zemininde.
Onların bile bir ağırlığı var, kendince bir haysiyeti,
Bir ekmek tıkırtısı, bir gazete kokusu,
Adil bir takasın soğuk ama net matematiği...
Eksilirken geride bıraktıkları o kuytu boşluk,
Kendi gövdesi kadardır en azından, ne eksik ne fazla.
Oysa biz,
Hangi dükkânın kör eşiğinde düşürdük ceplerimizdeki güneşi?
Hangi adaletsiz tezgâhta bozduruldu en koyu gençliğimiz,
Üstü kalsın bile denmeden, hoyrat bir el çabukluğuyla?
Hangi dükkânın kör eşiğinde düşürdük ceplerimizdeki güneşi?
Hangi adaletsiz tezgâhta bozduruldu en koyu gençliğimiz,
Üstü kalsın bile denmeden, hoyrat bir el çabukluğuyla?
Biz ki, göğsümüzde bulut ve inkılap biriktiren çocuklardık,
Kelime kelime harcandık dilsiz ve sağır kalabalıklarda.
Bir bakışın uçurumuna fırlatıldık önce kimsesizce,
Sonra bir idealin, bir sözün, bir kör sokağın çıkmazına...
Bozuk paralar tıkırdarken bir bakkalın dürüst terazisinde,
Bizim ruhumuzdan sessizce eksilen o devasa parçalar,
Hiçbir çağın, hiçbir sarrafın kefesine sığmadı.
Kelime kelime harcandık dilsiz ve sağır kalabalıklarda.
Bir bakışın uçurumuna fırlatıldık önce kimsesizce,
Sonra bir idealin, bir sözün, bir kör sokağın çıkmazına...
Bozuk paralar tıkırdarken bir bakkalın dürüst terazisinde,
Bizim ruhumuzdan sessizce eksilen o devasa parçalar,
Hiçbir çağın, hiçbir sarrafın kefesine sığmadı.
Bir metalin dürüstlüğü yoktu sitemimizde;
O, değerini bilirdi çamura düşerken bile,
Çıkaracağı sesi hesaplardı mermer tezgahta, dikbaşlıydı.
Bizse sustuk, hep uzağa baktık,
Sustukça aşındı kalbimizin o ince kabartmaları,
Yüzümüzdeki o keskin hatlar, o ödünsüz dik duruş,
Yabancı ellerde sürtünmekten, elden ele gezmekten silindi.
O, değerini bilirdi çamura düşerken bile,
Çıkaracağı sesi hesaplardı mermer tezgahta, dikbaşlıydı.
Bizse sustuk, hep uzağa baktık,
Sustukça aşındı kalbimizin o ince kabartmaları,
Yüzümüzdeki o keskin hatlar, o ödünsüz dik duruş,
Yabancı ellerde sürtünmekten, elden ele gezmekten silindi.
Şimdi durup bakıyorum o eski defterlerin sararmış çizgilerine,
"Bazen bozuk paranın bile..." diye başlamış o yarım kalmış isyan.
Nasıl bir kör duman sarmışsa o yaşta o kırılgan ruhumuzu,
Erken görmüşüz insanın insana ettiği o devasa kötülüğü.
"Bazen bozuk paranın bile..." diye başlamış o yarım kalmış isyan.
Nasıl bir kör duman sarmışsa o yaşta o kırılgan ruhumuzu,
Erken görmüşüz insanın insana ettiği o devasa kötülüğü.
Gözyaşı harcandı, hırsız gecelerin arsız karanlığına,
Emek harcandı, dipsiz kuyuların o amansız susuzluğuna.
Bir nehir düşün ki, denize varmak için taşları yırtar da
Yolda kurutulur adsız ve çirkin betonlar tarafından...
İşte öyle bir harcanmışlık bizimkisi;
Ne bir makbuzu var elimizde titreyen,
Ne de iade edecek bir geçmişi.
Emek harcandı, dipsiz kuyuların o amansız susuzluğuna.
Bir nehir düşün ki, denize varmak için taşları yırtar da
Yolda kurutulur adsız ve çirkin betonlar tarafından...
İşte öyle bir harcanmışlık bizimkisi;
Ne bir makbuzu var elimizde titreyen,
Ne de iade edecek bir geçmişi.
Bir bozuk para kadar bile gözetilmedi
Kalbimizin darphanesinde basılan saf altın.
Çarşı pazar bilmeyen acemi sarraflar biçti ömrümüzü,
Ve biz, en çok da bu adaletsizliğin
Solgun ve dilsiz şahitleri olduk kendi içimizde.
Kalbimizin darphanesinde basılan saf altın.
Çarşı pazar bilmeyen acemi sarraflar biçti ömrümüzü,
Ve biz, en çok da bu adaletsizliğin
Solgun ve dilsiz şahitleri olduk kendi içimizde.
Şimdi gökyüzü, rengini bütünüyle kaybetmiş bir maden gibi eski.
Cebimdeki son bozuk parayı fırlatıyorum bu sağır geceye,
Belki o bulur bizim usulca harcandığımız yerdeki adaleti.
Çünkü insan, insanın en çılgın, en acımasız israfıdır,
Ve gençlik, hiçbir darphanede basılmayan
Ömrün en kıymetli hazinesidir.
Cebimdeki son bozuk parayı fırlatıyorum bu sağır geceye,
Belki o bulur bizim usulca harcandığımız yerdeki adaleti.
Çünkü insan, insanın en çılgın, en acımasız israfıdır,
Ve gençlik, hiçbir darphanede basılmayan
Ömrün en kıymetli hazinesidir.

