Göğün Hudutları

22.08.2026
Göğün Hudutları - Murat Ozan Avcı

Göğün Hudutları

Murat Ozan Avcı

Ben o zamanlar gökyüzüydüm biraz,
Ve tabii ki düşkündüm hürriyete.
Bir otel odasında kendiyle konuşan adamlar kadar,
Ya da denize ilk kez bakan bir çocuk gibi, öylece...

Geldin, beni o genişlikten kopardın,
Geriye upuzun bir sessizlik kaldı.
Yine de arada tabiatım depreşirdi tabii,
Bir kaçma arzusu, o eski genişleme duygusu...
Ama sen, o yatıştırıcı ellerinle yakalardın beni.
Avuçların sıkmazdı, kavrardı sadece,
Dünyanın en eski şarkılarını mırıldanırdın kulağıma.
İkna olurdum.
Kalmak, o zamanlar aşktı.
Aylar geçti, zamanı unuttum.
Kafesim evim oldu, gökyüzüm oldu benim.
Bir gün bile “of” demedim, bilirsin,
Nerede olursam olayım, senin hudutlarındaydım.
Sanki büyük bir krallığı yönetiyormuşum edasıyla,
Soranlara saadetimi anlatırdım övünerek;
İsterdim ki herkes gıptayla baksın
Bu daraltılmış sonsuzluğa...
Sonra bir şeyler eksildi.
Önce tenin gitti.
Bir bardağın masadan düşüp kırılması gibi...
“Varsın olsun,” dedim, senden gelen eksilmeye de razıydım.
Hem arada parmak uçlarını uzatırdın bana,
Ben o parmak uçlarında dünyanın bütün nehirlerini öperdim.
Sonra parmak uçların da gitti.
Gülüşün, sesin, odadaki kokun...
Hepsi sırayla topladı valizini.
Kafesime bile birkaç günde bir uğrar oldun,
Ben ayak seslerinden yeni bir dünya kurdum kendime.
Kapı tıkırtısı bir yaşama biçimi oldu.
Ne fark ederdi ki?
Aynı odada bir nesne gibi durmana bile razıydım.
İnsan nelere alışmıyor sevgilim...
Ama senin durmaya niyetin yoktu.
Bir akşamüstü geldin, odada hiç ışık yoktu.
Sarılacaksın zannettim, gözlerimde o çocuksu heves.
Lâkin heyhat.
Ellerini uzattın, dünyanın en sıradan eylemiymiş gibi,
Bir hamlede kırdın kanatlarımı.
Acımasız bir sessizlikle, “bitse de gitsek” der gibi.
Açtın kafesin kapısını,
Yüzüme bile bakmadan, o artık kanıksadığım yabancı sesinle:
“Şimdi git!” dedin.

Gidecek göğüm kalmamışken...
Edebi Blog Seçkisi
Share