Gökyüzü Kokan Sokakların Öksüzü

22.08.2026
Gökyüzü Kokan Sokakların Öksüzü - Murat Ozan Avcı

Gökyüzü Kokan Sokakların Öksüzü

Murat Ozan Avcı

Kolektif bir rahimdi koca bir mahalle,
Dünya dediğin, bizim sokakların haritası kadardı zaten.
Şefkatle emzirilen masumiyetimizdi çocukluk;
Her eşikte bir anne duasının zırhı,
Her avluda bir baba çınarının gölgesi...
Duvarların cüret edemediği hudutları,
Yalnızca yaprakların yeşil parmakları çizerdi.
Tavukların telâşında yıkanırdı çocuk çığlıklarımız,
Ve bir serçe kanadının rüzgârıyla
Bölüşürdük mavi atlası.
Gönüllerse, sınır boylarını aşan,
El çocuğunu öz evlat sayan birer umman...
O zamanlar sokağın da bir namusu,
Karanlığın bile eğilmeyen bir omurgası vardı.
Kabadayılığın defterinde yazardı şerefli yasalar;
Yasasızlığın bile bir sınırı, kutsal bir etiği vardı.
Zulüm zayıfa dokunmaz,
Bıçak sırtı raconlar
Bir yetimin gözyaşında kırılırdı.
Kötülük bile haddini bilir, utanırdı şerrinden...
Şimdi çiçekli bahçelerin mezarlığında,
Göğü tırnaklayan o hafızasız taşların gölgesi kusuluyor üstümüze.
Her tan vaktinde bir kötülük kurşunuyla sarsılıyorken,
İçimizdeki fay hattını tetikleyen bu derin sızı;
Sadece bugünün yüzündeki irin değil,
Avuçlarımızdan sızıp giden o kadim emniyet abidesidir.
Biz ki kutsal bir emanet gibi,
İnsanın insana sığındığı bir iklimin sürgünleriyiz.
Bu yüzdendir yabancılığı, bu yüzdendir sitemimiz;
Bu "berbat zamanın" o taştan, o maskeli çehresine.
Meyvesini dişlediğimiz o dilsiz ağaçların yerini
Şimdi toprağı boğan o kör demir parmaklıklar aldı.
O demirler ki, dışarıdaki kurdu çakalı değil;
Kendi içimizdeki o ürkek cenneti,
O masumiyeti infaz etmek için dikildi...
Belki de bu yüzden,
Yankılanan her kara haber kulaklarımızda,
Sıradan bir kederin yasını tutmuyor artık.
Bugün, her hecesiyle ruhumuza çöken,
Bizi kendi yurdumuzda sınırlayan amansız bir gurbet hissidir.
Çünkü biz, zamanın unuttuğu o takvimde;
Yalnızca rengârenk bilyelerimizi,
Asfaltta eskiyen o yamalı plastik topları,
Mahalle büyüklerinin elleriyle çattığı, göğü yırtan çıtalı uçurtmaları,
Ve toprağa gömdüğümüz o gizli hazine gazoz kapaklarını değil;
İnsanın insana duyduğu o en eski, o yaratılıştan kalma güveni özlüyoruz.
Ve ne yazık ki,
Serçe cıvıltılarını kireçten kafeslerle boğan bu sağır asırda,
Ruhumuzun en dokunulmamış, en korunaklı mihrabı;
Hâlâ o eski mahallenin tozlu,
Güven sağanağıyla yıkanmış, sevgi nakışlı sokaklarında
Zemheri bir sır gibi saklı kalıyor...
Edebi Blog Seçkisi
Share