İnsan çoğu zaman varlığını etrafındaki gürültünün desibeliyle teyit etmek ister. Çağın unvan kaygısı güden, görünürlüğü yegâne değer sayan sığ bakış açısında yalnızlık; bir başarısızlık, bir ötelenmişlik ya da toplumsal bir yenilgi gibi sunulur. Oysa vitrinlerin ışıltısından, çıkar denklemine indirgenmiş sığ ilişkilerden ve gürültülü kalabalıklardan başını kaldıran derin bir göz için hakikat tam tersidir. Sizin uzaktan bakıp "yalnız" sandığınız pek çok insan, aslında kendi iç sarayının kapılarını sahte kalabalıklara kapatmış bilge birer mimardır. Biz buna nitelikli mesafe deriz.
Görünme Arzusunun Ötesinde Bir Sığınak
Nitelikli mesafe, dünyaya karşı bir küskünlük ya da edilgen bir kaçış değildir. Aksine, yüksek bir estetik şuurun, zihinsel bir seçiciliğin ve ruhun özgünlüğünü koruma güdüsünün eyleme dökülmüş en zarif halidir. Görülmemişliğin getirdiği doymak bilmez görünme arzusuyla her anını har vurup harman savuran, nitelikten yoksun ilişkilere çekilmiş görünmez ama sarsılmaz bir surdur bu. Kalabalıklaşmak; niteliksiz sözlerin, sahte tebessümlerin ve geçici menfaatlerin ortasına atılmak son derece zahmetsizdir. Zor olan, kendi ruhsal omurgasından ödün vermeden o mesafeyi yönetebilme becerisidir.
İçsel Meclislerin Zenginliği
Dışarıdan bakıldığında sessizliğin ortasında tek başına durduğu sanılan ruhlar, aslında edebiyatın, düşüncenin ve kendi iç evrenlerinin en zengin meclislerinde otururlar. Onlar için samimiyetten uzak bir çay sohbetindense, hakiki bir fikrin ya da dizenin izinde yürümek bir eksiklik değil, asil bir tercihtir. Kapılarını kapatmış olmaları, içeriye sunacak bir şeylerinin olmamasından değil; içeriye adım atmaya cüret edenlerin, dışarının çamurunu ve gürültüsünü o kutsal alana taşımalarını engellemek içindir. Onlar, neyi içeri almayacaklarını bilecek kadar kendilerini tanımışlardır.
Kendi İkliminde Var Olma Sanatı
Nitelikli mesafe, insanın kendi iç iklimini dışarının fırtınalarından koruma sanatıdır. Dünyanın bütün sahte kalabalıklarına, çıkara dayalı dostluklarına ve niteliksiz gürültüsüne karşın kendi sessizliğini inşa edebilmiş insan; kalabalıklar içinde eriyip gitmiş milyonlarca candan çok daha dipdiri, çok daha zengin ve en önemlisi tam manasıyla kendisi olarak yaşamaktadır. Bu mesafe bir yalnızlık değil, varoluşun en yüksek mertebesidir.
