Yasal Uyarı © Korumalı Eser
İçerinin Anarşisi
Duvarlar ki hırpani birer gri dikey, kemiriyor göğün söküklerini,
Sokaklar tavanı basık birer oturma odası, koltuk altlarında küflü kalabalıklar.
Bir mağaza vitrininde intihar ediyor o tek heceli, o bayat nakarat,
Zamanı bir zevksiz ilikliyor ölgün bankların paslı omurgasına,
Ölüm ki burada, bir vitrin mankeninin soğuk diz kapaklarında.
Sokaklar tavanı basık birer oturma odası, koltuk altlarında küflü kalabalıklar.
Bir mağaza vitrininde intihar ediyor o tek heceli, o bayat nakarat,
Zamanı bir zevksiz ilikliyor ölgün bankların paslı omurgasına,
Ölüm ki burada, bir vitrin mankeninin soğuk diz kapaklarında.
Kaldırımlar yumuşak etten olsun, pelte gibi emsin bastığım kibri,
Boynumda bir fıtık mimarisi, toprağı balçık bir sızı göçebeliği.
Sönsün o sokak lambalarının mil çekilmiş gözleri, sönsün!
Işık ki bir fahişe gibi sırnaşıyor uykumun kutsal yetimliğine.
Boynumda bir fıtık mimarisi, toprağı balçık bir sızı göçebeliği.
Sönsün o sokak lambalarının mil çekilmiş gözleri, sönsün!
Işık ki bir fahişe gibi sırnaşıyor uykumun kutsal yetimliğine.
Bana bir kaç kat daha gece fırlatın o kör kuyulardan,
Sırtımda üşüyen bir kat gece, çırılçıplak bir karanlık örtüsü.
Sırtımda üşüyen bir kat gece, çırılçıplak bir karanlık örtüsü.
Hayır, bu sağır mimari kusurlu, bu dışarısı bir varoluş bozumu!
Dışarıya girmek bir dil sürçmesiymiş, imla hatasıymış meğer.
Şimdi etimi kemiğimi kelimelerin o dehlizine kusarak,
Bütün pencereleri tersine açıp,
İçeriye çıkıyorum!
Dışarıya girmek bir dil sürçmesiymiş, imla hatasıymış meğer.
Şimdi etimi kemiğimi kelimelerin o dehlizine kusarak,
Bütün pencereleri tersine açıp,
İçeriye çıkıyorum!

