İki Nehir Arasındaki Muazzam Adam

13.08.2026
İki Nehir Arasındaki Muazzam Adam - Murat Ozan Avcı

İki Nehir Arasındaki Muazzam Adam

Murat Ozan Avcı

Göğsümün tavan arasında paslanan o dilsiz fırtınayı,
Gecenin isli tenine bir kibrit çakıp tek solukta çözerdim.
Eğer bu sarsak kentin kurşun gölgesi üstüme çökmeseydi,
Ay ışığının saçlarını tarar, asıl o zaman şair olurdum.
Avcumda gizlediğim o kırık gökyüzü pusulasıyla,
Yıldızların soğuk atlasına adımı her gece kazırdım.
Ama içimde bir sel var, bendini çiğneyen hırçın bir aslan,
Gençliğin köklerini söküp uçurumlara fırlatan o hüsran.
İşte o nehrin gözümden süzülen o tuzlu, o ağır lavı var ya;
Sanki kırık ayna parçaları gibi dökülür kirpiklerimden aşağıya.
Zamanın defterini çürüten o rutubetli, o karanlık kuyu,
Mürekkebimi yutar da bırakmaz ki hiçbir satırda derin uykuyu.
Bir de ömrün o fitil fitil burnumdan gelen isli zehri var,
Her hevesin şahdamarını barut kokusuyla kesen o sızı.
Ne zaman göğe tırmansam genzime dolan o zifiri yalnızlık,
Ömrün dar ağacına asılmış o bitmeyen kışların yazgısı.
Ekmeğin buğusunu, aşkın kokusunu boğazımda boğan o rüzgar,
Gönlümün viran bağında ne kadar yeşil varsa ateşe verir, yakar.
Bir yanda gözümden süzülen o hırçın, o darmadağın nehir,
Bir yanda burnumdan gelen o simsiyah, o katran sızısı zehir...
Şu iki cehennem göğsümün tam ortasında birbirine karışmasa,
Birinin tuzu, ötekinin isiyle birleşip rengini kusmasa;
Ulan, ne muazzam adamdım, ne usta bir sarraftım aslında!
Kelimelerden kaleler dikecektim şu zamanın arsız ağzına.
Ama sızıyor işte o tuz, o isli katranın tam yarasına,
Mürekkep zehirleniyor, heceler birer birer boğuluyor.
Bize de yine bu dumanlı kentin o sağır orta yerinde,
Kendi külünde boğulan yarım yamalak bir dizeyle
Öylece susmak kalıyor...
Edebi Blog Seçkisi
Share