Kayıp Kütükler Resmi Geçiti

26.08.2026
Kayıp Kütükler Resmi Geçiti - Murat Ozan Avcı

Kayıp Kütükler Resmi Geçiti

Murat Ozan Avcı

Kadın, eteklerinde yarım asırlık bir söküğün tortusuyla
durdu zamanın o daracık ve insafsız gördüğü o eşiğinde,
Sesi, mermer bir havuzun loş dibine terk edilmiş
gümüş bir iğne kadar çıplak, kimsesiz ve kederliydi.

"Ben sana tutunamadım," dedi,
o son kelimesini uçurumun derin bağrına
amansız bir intihar gibi usulca bırakırken.
Oysa sırılsıklam bir sevdanın yükünü taşımaktan,
o hırçın deryada sessizce boğulmaktan yana
yorgun değildi o narin omuzlar;
Onun bütün kavgası, doğduğu günden beri yerçekimiyleydi
bu tekinsiz, bu tekinsizce dönüp duran yeryüzünün ortasında.

Elli yıldır göçmen bir kuşun yorgun kanadında
biriktirdiği ne varsa aşka, sığınmaya ve eve dair,
Bir mukavemet kapısı, sarsılmayacak bir kale,
bir avuç toprak kokusu diye aramıştı adamın o dumanlı göğsünde.
Sevmişti de üstelik,
içindeki o hiç büyütülmemiş, o terk edilmiş kimsesiz çocukla
sarılmıştı onun gölgesine,
Ama tutunmak...
Ah, o köklerini toprağın kalbine salmış olanların,
o toprağa yeminli mukaddes sarmaşıkların işiydi;
Kadının elleri ise o amansız tutunma kavgasından,
pürüzsüz bir daldan kayıp gider gibi
durmadan sızlamaktaydı kendi boşluğunda.
Adam mı?
O sanki yurt edinebilmiş miydi ki
bir zamanlar fırtınalarla koptuğu o eski ve şefkatli gökyüzünü?
Onun göğüs kafesinde kırık bir saat tıkırdardı her gece;
ayarı bütünüyle bozuk, yelkovanı çoktan ortasından kırık.

Zira çoktan silinmişti adı aidiyet denilen o mukaddes,
o bir daha ulaşılamaz olan kayıp kütüklerin arasından;
Yurtsuz bir rüzgardı artık,
hangi sokağa çaresizce avuçlarını açsa
parmaklarının arasından kum gibi dökülürdü koca şehirler.
İçinin o loş, o duman altı koridorlarında yankılanıyordu yine
o paslı nefes, o iğnesi aşınmış eski plak;
“Başa geldi olmaz işler…” döngüsünün
o amansız, o dur durak bilmeyen hırçın çarkları dönüyordu ruhunda.

Nefesini, sabrını ve o en güzel gençliğini
öğütüp geçmişti de üzerinden fark ettirmeden,
çok uzun zaman önce,
Geriye sadece o meşhur, o hüzünlü şarkının kekremsi,
o zehir gibi tortusu kalmıştı kupkuru dilinde.
Kendi ömrü fırtınanın insafına terk edilmiş
yırtık bir uçurtma söküğüylen upuzun gökyüzünde,
Bir kadına nasıl çiçekli bir bahçe vaat edebilir,
nasıl fırlatabilirdi umudun o ipekten örülmüş kemendini?

Sustu adam;
ağzında tuz ve eski tütün tadı,
gözlerinde mülteci bir akşamüstünün
o telafisiz telaşı vardı.
Tek bir kelime bile düşüremedi kurumuş dudaklarından
kadının o titreyen, o buz kesmiş üşüyen avcuna.
Çünkü çok iyi bilirdi;
kendi enkazının karanlık altında nefes almaya çalışan
yaralı ve yorgun bir kazazede,
Bir başka boğulanın elini tutmaya kalkışırsa eğer,
o dip akıntısı ikisini de yutardı aynı hırsla, aynı büyük hızla.
İki yalnızlık,
aynı kör sokakta birbirinin solgun tenine çarpan
iki dilsiz gölgeden ibaretti o kırılma anında;
Biri tutunacak sağlam, diri ve fırtınaya göğüs gerecek
bir dal arıyordu çaresizce bu amansız hayat kavgasında,
Diğerinin dalları ise çoktan büyük yangınlardan arta kalmış
birer odun kömürü, birer savrulan kül yığınıydı.
Kadın arkasını döndü;
ayak sesleri gecenin o kapkara karnında
yeni ve derin yaralar açtı usul usul yürürken,
Bavulunda elli yıllık bitmeyen bir gurbet,
dudaklarında ise yarım kalmış bir isyanın o kesik kesik nefesi.

Adam ellerini ceplerine gömdü;
ceplerinde bir ömürlük birikmiş heba, kırgınlık
ve sarsılmaz bir sessizlik,
İzledi o geri dönüşü olmayan gidişi,
sanki kendi cenazesinin arkasından bakar gibi
çaresiz, donakalmış ve öylece.
Sokak lambası ikisinin de yorgun omuzlarına
kırık, kirli ve uykusuz bir ışık sızdırdı yukarılardan,
yukarılardan...

Ne birleşip gürleyen, yataklarına sığmayan iki nehir olabildiler
bu çorak, bu bütünüyle kurumuş toprakta,
Ne de birbirini dünyada hiç tanımamış gibi
apayrı yönlere akıp giden iki yabancı ve bağımsız mecra...

Sadece aynı hüzünlü, o aynı kederli şarkının
iki farklı mısrasında bir o yana bir bu yana savrulan,
Kendi amansız döngüsüne mağlup olmuş iki yorgun figüran gibi,
dilsizce ve usulca dağıldılar
o sağır yörüngeye.
Edebi Blog Seçkisi
Share