Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Kendini Bir Odada Unutanın Balkonu
Göğsünün tam ortasında eski bir saat kulesi,
Zamanı o geçmeyen sızının hizasına ayarlı.
Tıkırdayıp durur orada kendi karanlığında.
Biri gelir sonra, hiç acelesi yokmuş gibi,
Ruhunun o hiç gidilmemiş arka bahçesinde
Kilitli duran o ağır demir kapıyı ardına kadar iter;
İçeride yıllardır bekleyen o yabanıl nehir
Yatağından taşar, devirir bütün iskelelerini.
O andan sonra ne akıl kalır avucunda, ne dünya,
Bir bardak suyun masada duruşu bile değişir artık,
İnsan, kendi kıyametini bir başkasının gülüşünde taşır.
Zamanı o geçmeyen sızının hizasına ayarlı.
Tıkırdayıp durur orada kendi karanlığında.
Biri gelir sonra, hiç acelesi yokmuş gibi,
Ruhunun o hiç gidilmemiş arka bahçesinde
Kilitli duran o ağır demir kapıyı ardına kadar iter;
İçeride yıllardır bekleyen o yabanıl nehir
Yatağından taşar, devirir bütün iskelelerini.
O andan sonra ne akıl kalır avucunda, ne dünya,
Bir bardak suyun masada duruşu bile değişir artık,
İnsan, kendi kıyametini bir başkasının gülüşünde taşır.
Bir sızı yerleşir sinesine insanın, gitgide büyüyen,
Tıpkı bir tiyatro sahnesinin perde kapandıktan sonraki
O koyu, o tozlu, o kendi içine dönen sessizliği gibi.
Sen sanırsın ki bu sihir, o gelenin heybesinden döküldü,
Onun ellerinden, onun sesinin o tuhaf renginden bulaştı.
Oysa yanılırsın, o sadece bir fenerci, bir kıvılcım hırsızı;
Karşında duran o muazzam derinlik onun değil,
Senin içindeki o kör kuyunun duvarlarından dönen
Kendi ruhunun o eski, o tanıdık uğultusudur.
İnsan bakar ve bir başkasının yüzünde
Aslında hiç var olmamış bir ülkeyi,
Kendi kayboluşunun o kusursuz mimarisini seyreder.
Tıpkı bir tiyatro sahnesinin perde kapandıktan sonraki
O koyu, o tozlu, o kendi içine dönen sessizliği gibi.
Sen sanırsın ki bu sihir, o gelenin heybesinden döküldü,
Onun ellerinden, onun sesinin o tuhaf renginden bulaştı.
Oysa yanılırsın, o sadece bir fenerci, bir kıvılcım hırsızı;
Karşında duran o muazzam derinlik onun değil,
Senin içindeki o kör kuyunun duvarlarından dönen
Kendi ruhunun o eski, o tanıdık uğultusudur.
İnsan bakar ve bir başkasının yüzünde
Aslında hiç var olmamış bir ülkeyi,
Kendi kayboluşunun o kusursuz mimarisini seyreder.
Çünkü aşk, sahaflarda ya da uzak denizlerde değil,
Senin o loş, o kendi içine kapalı mahzeninde
Bir başkasının bakışıyla parlayan o zamansız yangındır.
Sonra o devasa alev, o kendi içine akan nehir,
Gelir ve seni kendi gizli tapınağında bütünüyle yutar.
Senin o loş, o kendi içine kapalı mahzeninde
Bir başkasının bakışıyla parlayan o zamansız yangındır.
Sonra o devasa alev, o kendi içine akan nehir,
Gelir ve seni kendi gizli tapınağında bütünüyle yutar.

