Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Kusurlu Harita ve Büyük İlmik
Yüzü toprağın alfabesine değmemiş
Bir nisan ıslaklığıdır o ilk erkek.
Yönünü yitirmiş rüzgarlar
Eser ceketinin astarlarında;
Elleri darmadağın, elleri göçebe.
Kendi ejderhasının gölgesinden aşıran
O acemi, o toy fatih,
Kuşatması imkansız burçların
O en gürültülü odalarına süzülür.
Dünya, parmak uçlarında sarhoş mavi bilye,
Gövdesi o kurşuni boşluğun kuyusuna düşene dek.
Acemi adam kibrit çakıp sönmeyi öğrenir
İsli tapınağımsı eşiklerde.
Yaralamayı bir gömlek gibi giyer üstüne,
En çok kendi söküklerinden kanar.
O ham ateş sadece "başlamayı" bilir,
Ağzında kurumuş bir çınar yaprağıyla
Sokak köşelerine dökülür.
Bir nisan ıslaklığıdır o ilk erkek.
Yönünü yitirmiş rüzgarlar
Eser ceketinin astarlarında;
Elleri darmadağın, elleri göçebe.
Kendi ejderhasının gölgesinden aşıran
O acemi, o toy fatih,
Kuşatması imkansız burçların
O en gürültülü odalarına süzülür.
Dünya, parmak uçlarında sarhoş mavi bilye,
Gövdesi o kurşuni boşluğun kuyusuna düşene dek.
Acemi adam kibrit çakıp sönmeyi öğrenir
İsli tapınağımsı eşiklerde.
Yaralamayı bir gömlek gibi giyer üstüne,
En çok kendi söküklerinden kanar.
O ham ateş sadece "başlamayı" bilir,
Ağzında kurumuş bir çınar yaprağıyla
Sokak köşelerine dökülür.
O son menzil olan kadın,
Kaç asil yanılgıyı emzirir göğsünde.
Yanlış haritalarla çıkılan yolları
Birer nişan gibi taşır teninin gizli dikişlerinde.
Gözlerindeki o dumanlı sükunet aslında
Tiz notaların muazzam ebediyetidir.
Kendi yalnız heykelini yontmak için
O sahte masal saraylarını terk eder.
Zamana karşı her hatadan keskin bir gökyüzü,
Her yanılgıdan mağrur bir bakış çalar.
Şimdi hikayenin bizzat mürekkebiyse eğer,
Parmaklarındadır o asil sapmaların kokusu.
Kaç asil yanılgıyı emzirir göğsünde.
Yanlış haritalarla çıkılan yolları
Birer nişan gibi taşır teninin gizli dikişlerinde.
Gözlerindeki o dumanlı sükunet aslında
Tiz notaların muazzam ebediyetidir.
Kendi yalnız heykelini yontmak için
O sahte masal saraylarını terk eder.
Zamana karşı her hatadan keskin bir gökyüzü,
Her yanılgıdan mağrur bir bakış çalar.
Şimdi hikayenin bizzat mürekkebiyse eğer,
Parmaklarındadır o asil sapmaların kokusu.
Bir durak değil onun son kıyısı,
Yükselen bir "olma" mimarisidir.
Bütün "keşke"leri o küf kokan kapıda bırakan
Sarsıcı bir tercihtir bu.
Artık sığ akıntıları değiştirmek istemez,
Dünyayı olduğu gibi kuşanır.
Erkeğin o acemi ateşini
Kendi yanılmışlıklarının şefkatiyle dengeler.
Yükselen bir "olma" mimarisidir.
Bütün "keşke"leri o küf kokan kapıda bırakan
Sarsıcı bir tercihtir bu.
Artık sığ akıntıları değiştirmek istemez,
Dünyayı olduğu gibi kuşanır.
Erkeğin o acemi ateşini
Kendi yanılmışlıklarının şefkatiyle dengeler.
Onlar iki yarım insan değildir,
Vitrin camlarında ucuza satılanlardan hiç değil.
Birbirinin bütünlüğüne upuzun bakan
İki tam yalnızlıktır.
Erkek dünyayı fethetmek isterken yangın kulelerinde,
Kadın o sakin evreni çoktan örer odaya.
Vitrin camlarında ucuza satılanlardan hiç değil.
Birbirinin bütünlüğüne upuzun bakan
İki tam yalnızlıktır.
Erkek dünyayı fethetmek isterken yangın kulelerinde,
Kadın o sakin evreni çoktan örer odaya.
Ve o el değmemiş saf havuz
O bilge ve durulmuş ışıkla iliklendiğinde;
Zaman durur,
Saatler kendi dilsiz metalinde intihar eder.
Ortaya çıkan artık sadece bir bağ değil,
Hayatın karmaşasına vurulmuş mühürdür.
Erkek o kadında sakinleşir,
Akarsu nihayet yatağını bulur.
Kadın o erkekte yeniden filizlenir;
İki ayrı ömür düğümlenir
Tek bir sonsuzlukta.
O bilge ve durulmuş ışıkla iliklendiğinde;
Zaman durur,
Saatler kendi dilsiz metalinde intihar eder.
Ortaya çıkan artık sadece bir bağ değil,
Hayatın karmaşasına vurulmuş mühürdür.
Erkek o kadında sakinleşir,
Akarsu nihayet yatağını bulur.
Kadın o erkekte yeniden filizlenir;
İki ayrı ömür düğümlenir
Tek bir sonsuzlukta.

