Merasimsiz Gidişler Seremonisi

09.09.2026
Merasimsiz Gidişler Seremonisi - Murat Ozan Avcı

Merasimsiz Gidişler Seremonisi

Murat Ozan Avcı

Çağırdınız ve eşikten çevirdiniz beni,
Güneş görmemiş o dar pencereleriniz şaşkın.
Bütün yasalarınız adaletsiz, biliyorum,
Çünkü tek tasanız kendi gölgenizin meşruiyeti.
Oysa Elest’te antik bir masaydı kavilleştiğimiz,
Ve aşk, her ölüm kavşağında bulup yitirdiğimiz o kekeme ferman.
Şimdi susuyorsunuz,
Oysa hiç sırası değil bu dilsiz latifelerin.
Bir cevap kırıntısı yok,
Olsun, ben yine de ümitlenmiştim.
Bu seferki, son ölümüme açılan o beyaz koridordu güya,
Arayış dirilişlerinden köhne dünyalar doğurmayacaktım artık,
Ve 'değilmiş' yükleminin o soğuk ateşinde
Yakmayacaktım öznesi meçhul, sahipsiz zamirleri.
Siz sustukça ben zamandan aşağı düşüyorum,
İçimde üşüyen bir saat var, saniyeleri ağırlaşan.
Fecir bile yoruldu bu loş gitgellerden,
Ay, sükutun ağırlığından patlamak üzere göğün ortasında.
Yıldızlar, her bir yaşantım için intihar süslemeli.
Ve siz, öylece ve kibirle susuyorsunuz.
Anladım, bu da son ölümüm değilmiş.
Yazık ki en bildik maceramın saati çalıyor yine: Kaçmak...
Tenimi bir hırka gibi ruhumdan soyup,
Külden gemime yelken yapıyorum şimdi.
Kızgın fırtınalara ve o azgın denizlere açılma vaktidir.
Bu hüsran ölümünden sökülüp,
Yeni bir arayışın rahmiyle dirilmeliyim.
İşte böyle Matmazel!
Duyduğum ses siz değilmişsiniz.
Bilakis, gayet sessizmişsiniz.
Ehemmiyetsiz bulduğunuz bu gelişime de,
Merasimsiz bir gidiş emretmişsiniz.

Hay hay,
Gölgenizi söndürüp gidiyorum işte.
Edebi Blog Seçkisi
Share