Müfredat Dışı Kısa Tarih

27.08.2026
Müfredat Dışı Kısa Tarih - Murat Ozan Avcı

Müfredat Dışı Kısa Tarih

Murat Ozan Avcı

Yalnızlıktan korkup sığındığım
o şark kurnazı çarşılar,
Gözleri bozuk saatler gibi işleyen
o dilsiz adresler...
Kuytu sokakların o zar tutan karanlığında,
Sırf içimdeki o çıplak mahzenle
yüzleşmemek için,
Yabancı masallara kiracı yazılıp,
Kendi göğsümün mültecisi oldum.
Bir insan kendi tırnaklarıyla
bu kadar mı kazır yarasını?
Kendime ettiğim o zarif, o dilsiz ihaneti,
Ne mendirek boyları gördü,
ne de o eski tütün depoları.
Gülüşümü,
garsonların tepsisinde bıraktım,
Sınır boylarında harcandı
gençliğimin o fiyakalı uykusu.
Yok sayıp, arkamı döndüğüm
her bıçak ucu,
Gidip bir sonraki köşede
daha derin bir kesikle bekledi beni.
Müfredatı acı olan bir okulda
kaç kış sabahladım;
Aynı kara tahta, aynı soğuk sıra,
aynı geç kalmışlık sızısı...
"Sen öğrenene kadar," dedi hayat,
"bu göç, bu bozgun,"
Uzatıp durdu önüme
o mürekkebi kurumayan defteri.
Ben kaçtıkça, o büyüdü
topuklarımın ardında,
Tarihten sınıfta kalmış bir çocuğun suçluluk duygusuyla
Öptüm her defasında beni aynı uçurumdan fırlatan o kırbacı.
Sonra bir gece yarısı,
tam da saatler intiharı gösterirken,
Kelimelerin o ağır enkazı altında
soluğum kesilmişken
ve ceketimin ceplerindeki
tütün kırıntılarını,
eski bilet koçanlarını karıştırırken
şiirlerin ve sokakların sustuğu
o en koyu yerden,
Yürüyüp geldin,
ayak seslerinde yağmurlu
kaldırımların kokusu.
Geldin ve oturdun ömrümün o en darmadağınık, o en tahrif olmuş yerine.
Mühür sökülür gibi,
bir nehir yatağını bulur gibi,
sesindeki beyaz nümayişle
bastırdın geceyi.
Gözlerimden öptün,
"Çok yoruldun," dedin,
"Uyu artık, bak ben buradayım,"
diye de ekledin.
İşte tam oracıkta,
o kirpiklerimin birleştiği kuytuda,
Yeniden çizildi tenimizin o kayıp haritası, durdu zamanın o zalim hızı.
Şimdi gözkapaklarımda senin o ebedi,
o şefkatli nöbetin,
Bütün o yanlış durakların trenleri çekildi raylarından,
İçimde mürekkebin kokusu,
şakaklarımda senin ellerin...
Uyusam, bütün o atlas söküklerini unutup,
Cebimin kırık aynalarla dolu olmadığı
o ilk yaza uyanacağım sanki.
Edebi Blog Seçkisi
Share