Ölçüsünü Kaybetmiş Terziler Antolojisi

22.08.2026
Ölçüsünü Kaybetmiş Terziler Antolojisi - Murat Ozan Avcı

Ölçüsünü Kaybetmiş Terziler Antolojisi

Murat Ozan Avcı

Bir bardağın kenarındaki ince çatlağa bakarak anlıyorum bunu,
İçine su koydukça sızdıran, sızdırdıkça kendini hatırlatan o lekeye.
Sahi, siz neleri biriktiriyordunuz o kütüphane raflarında?
Altı çizilmiş cümleler, iyi dikilmiş takım elbiseler ve kusursuz ezberler...
Hepsi bir vitrin camının arkasında ne kadar da güvende.

Ama hayat, azizim, o camı hiç beklenmedik bir akşam vakti indiriyor aşağı.
I.
Ben ki, ne zaman bir şeyi sıkıca tutsam,
Avucumda kalan sadece o şeyin kırılma sesi oldu.
İnsan en çok güvendiği merdivenin son basamağında anlıyor
Boşluğun da aslında bir maddesi olduğunu.
Gidiyorlar... Bir kompartımanın penceresinden sarkan atkılar gibi,
Rüzgârda biraz sallanıp, sonra tamamen silinerek gözden.
Yollar çöküyor, evlerin pencereleri içe doğru kapanıyor,
Ve insan, kendi içindeki o eski, terk edilmiş sinema salonunda
Üç film birden izledikten sonra
Tek başına kalıyor perdedeki beyaz boşluğa bakarak.
II.
Bana güçten söz ediyorsunuz, bir zırh gibi giyindiğiniz o unvanlardan.
Oysa ben gücü, gömleğimin bütün düğmeleri koptuğunda öğrendim.
Hani hiçbir terzinin dikmeye yanaşmadığı o sökük var ya,
İşte tam oradan sızıyor insanın kendi gökyüzü.
Sustum. Bir kentin bütün meydanları sustuğunda ne olursa,
İçimde tam olarak o oldu.
Kimse anlamadı, çünkü herkes kendi gürültüsünün heykelini dikmekle meşguldü sokaklara.

Bir insanı boyundan büyük acılar inşa edermiş,
Bunu bir kış gecesi, kalorifer peteğinin soğuk demirine alnımı dayadığımda anladım.
III.
Şimdi elinizde kalan o kalın defterleri kapatın.
Çünkü fırtına çıktığında ilk önce en temiz sayfalar uçup gider.
Geriye ne mi kalır?
Cebimizde unutulmuş birkaç eski bilet koçanı,
Duvarların arkasında unutulmuş gölgeler,
Ve aynaya baktığımızda, o ezberlerin altından çıkan
Boyası dökülmüş, yorgun ama nihayet "kendi" olmuş bir çehre.

Biz aslında, eksile eksile tamamlanan o garip çıraklarız.
Ve en iyi bildiğimiz şey:
Hiçbir şeyimizin kalmadığı o kuytu, o muazzam yalnızlığımız.
Edebi Blog Seçkisi
Share