Saatin İçindeki Sürgün

03.09.2026
Saatin İçindeki Sürgün - Murat Ozan Avcı

Saatin İçindeki Sürgün

Murat Ozan Avcı

Sana rastlama umudum olan bütün köşeleri döndüm,
Sokaklar ki ceplerimde birikmiş bayat ekmek kırıntıları.
Bütün dükkân kepenklerinde senin yüzünün gölgesi,
Bir tramvay geçiyor içimden, rayları yorgun ve uykusuz.
Gıcırtısıyla bölüyor gecenin o kalın, o anason kokan sesini.
Bu şehrin de miadı doldu artık, anlıyor musun?
Kuşlar bile göçerken plazaların soğuk camlarına kırık kanatlar bırakıyor,
Gökyüzü bir neon lambası gibi cızırdayarak sönüyor üstümüzde.
Masa örtülerinde sigara yanıkları,
Ve zaman, o çürüyen muşamba.
Seni sevmek,
Bir kentin bütün meydanlarında aniden kurşuna dizilmek gibi.
Seni sevmek, seyyah olmak demek
Ama öyle yollara, haritalara falan değil,
Kendi içindeki o uçurumlara, o kör kuyulara düşmek.
Sırtımda yırtık bir ceketle ıslak kaldırımları adımlamak,
Valizimde yalnızlık, cebimde bilet yerine geçmeyen eski aşk mektupları.
Şair olmak demek seni sevmek,
Yani kelimelerin canını acıtmak,
Lügatleri tersyüz edip adını hırpalamak gece yarıları.
Yaşamak demek be, düpedüz yaşamak!
Göğüs kafesimde bir fabrikadan dökülen dumanlar,
Ve kalbimin o telaşlı, o serseri ritmi.
Rezilce oluşu ayrı mesele...
Evet, rezilce!
Bir apart odasının lavabosunda yüzümü yıkarken,
Aynadaki o yabancıya bakıp sırıtmak gibi.
Gömleğimin arkasındaki o çamur lekesi,
Ayakkabımın delik tabanından sızan yağmur suyu kadar rezilce.
Edebi Blog Seçkisi
Share