Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Seni Aramak Güzel Şey Sevgilim
Seni aramak diyorum sevgilim,
Bu duygusuz çağda başlı başına bir direniştir.
Eğer çıkmasaydım bu amansız yollara,
Kim tutacaktı benim bu kırılmış çocukluğumun elinden?
Kim bu zavallı kâğıt aklığını, bu bomboş ömrü,
Alabildiğine seninle bezeyecekti?
Bu duygusuz çağda başlı başına bir direniştir.
Eğer çıkmasaydım bu amansız yollara,
Kim tutacaktı benim bu kırılmış çocukluğumun elinden?
Kim bu zavallı kâğıt aklığını, bu bomboş ömrü,
Alabildiğine seninle bezeyecekti?
Hatırla o ilk sahili, ayaklarımız kuma bulanmıştı,
Dizlerimize kara sular inene dek yürümüştük deniz kıyısında.
O kumsal ki, dünyanın gürültüsünden uzakta,
Upuzun ve kutsal bir sessizlikten yapılmıştı.
İşte o sessizliği bugün de yanımda taşımak,
Seni aramak...
Dizlerimize kara sular inene dek yürümüştük deniz kıyısında.
O kumsal ki, dünyanın gürültüsünden uzakta,
Upuzun ve kutsal bir sessizlikten yapılmıştı.
İşte o sessizliği bugün de yanımda taşımak,
Seni aramak...
Bir havalimanında yahut bir garın o niteliksiz kalabalığında,
Gözlerim gözlerini seçene kadar süren o amansız heyecan var ya;
Ben o heyecanı, yolculuğun kendisine de değişmem,
Birini karşılamanın ya da uğurlamanın sığlığına da.
İşte öyle bir sadakat,
Seni aramak.
Gözlerim gözlerini seçene kadar süren o amansız heyecan var ya;
Ben o heyecanı, yolculuğun kendisine de değişmem,
Birini karşılamanın ya da uğurlamanın sığlığına da.
İşte öyle bir sadakat,
Seni aramak.
Şimdi ardında sadece yalnız sabahlar var.
Tek kişilik kurulan o eksik kahvaltı sofraları...
Ve sabahın ilk çayını yudumlarken telaşla açılan
O ufacık telefon ekranları.
Bir "günaydın" mesajına, bir kenti kurtaracakmış gibi bakmak,
Seni o daracık ışığa sığdırmaya çalışırken
Tam karşımda oturan o kocaman boşluğunla savaşmak,
Seni aramak.
Tek kişilik kurulan o eksik kahvaltı sofraları...
Ve sabahın ilk çayını yudumlarken telaşla açılan
O ufacık telefon ekranları.
Bir "günaydın" mesajına, bir kenti kurtaracakmış gibi bakmak,
Seni o daracık ışığa sığdırmaya çalışırken
Tam karşımda oturan o kocaman boşluğunla savaşmak,
Seni aramak.
Sana ne "gel" diyecek mecalim kaldı artık,
Ne de yollara düşüp "gelebilir miyim" diyecek vaktim.
Kavuşmanın ötesinde bir adanmışlıkla,
Ben seni sadece arayacağım sevgilim, durmaksızın.
Ne de yollara düşüp "gelebilir miyim" diyecek vaktim.
Kavuşmanın ötesinde bir adanmışlıkla,
Ben seni sadece arayacağım sevgilim, durmaksızın.
Çünkü; sen, en çok yokken varsın ve en çok ararken benimsin.

