Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Sükûtun Dikiş İzleri
öfke;
paslı bir geminin kıyıya vuran o son sarsıntısı
ağzında paramparça yelkenler, gözlerinde kör bir fırtına
yırtılan ipek bir atlas gibi dağılır o çiğ sesi
boşaltır içindeki zehri, dumanlı bir intihar gibi ardına
bir yangın kulesidir bu, kendi alevinde devrilen
gürültüyle başlayıp, kendi külünde erkenden biten
paslı bir geminin kıyıya vuran o son sarsıntısı
ağzında paramparça yelkenler, gözlerinde kör bir fırtına
yırtılan ipek bir atlas gibi dağılır o çiğ sesi
boşaltır içindeki zehri, dumanlı bir intihar gibi ardına
bir yangın kulesidir bu, kendi alevinde devrilen
gürültüyle başlayıp, kendi külünde erkenden biten
oysa kırgınlık;
o, insanın iç denizlerinde sönen o son deniz feneri
ne bir imdat çağrısı artık, ne de kıyıya vuran bir sitem
mavi bir kristaldir o; kırıldıkça çoğalan, buzlu bir zemheri
sızar kemiklerine sessizce, sanki hiç bitmeyecek bir matem
dudaklarda görünmez bir mühür, dilde o ıhlamur yalnızlığı
insanın kendi gölgesinde tuttuğu o meçhul adı
o, insanın iç denizlerinde sönen o son deniz feneri
ne bir imdat çağrısı artık, ne de kıyıya vuran bir sitem
mavi bir kristaldir o; kırıldıkça çoğalan, buzlu bir zemheri
sızar kemiklerine sessizce, sanki hiç bitmeyecek bir matem
dudaklarda görünmez bir mühür, dilde o ıhlamur yalnızlığı
insanın kendi gölgesinde tuttuğu o meçhul adı
öfke bir yaz sağanağıdır; diner,
toprak da kurur elbet
oysa kırgınlık;
kalbin en kuytusunda saklanan o ebedi gurbete,
son yıldızı da kapattıktan sonra gitmektir...
toprak da kurur elbet
oysa kırgınlık;
kalbin en kuytusunda saklanan o ebedi gurbete,
son yıldızı da kapattıktan sonra gitmektir...

