Suskunluğun Tırnağı

27.08.2026
Suskunluğun Tırnağı - Murat Ozan Avcı

Suskunluğun Tırnağı

Murat Ozan Avcı

Sonra bir şeyler oldu,
bir kentin bütün sokakları
aynı meydana çıkmaktan vazgeçti,
Artık o geniş,
o bitmek bilmeyen harita değildi avcumdaki.
İki sokaklık bir hayat için
Boşu boşuna büyüttüğüm şehirlerde
boğulmaya başladım.
Bir vapurun dumanı gibi dağılıp giden
o eski inanmak,
İnce bir sırça misali kırılıverdi.
Harflerin o yorgun kalabalığından
Sıyırırken dilimi
O en beylik, o en uzun cümlelerin
Kısacık bir suskunluğun
tırnağı bile etmediğinin farkına vardım.
Sonra bir şeyler oldu,
eşyalar eksildi odalarımdan,
Sadeleşen her köşede
ruhuma yeni bir gökyüzü, taze bir boşluk açıldı.
O sağır edici uğultudan,
o pazar yeri telaşından kaçıp geldim,
Kendi ellerimle kurduğum o duru,
o dilsiz sessizliğe sığındım.
Kendi halindeliğim,
en korunaklı, en vakur limanımdı artık.
Dışarıdaki o devasa gürültüyü,
bir iç çekişle arkamda bıraktım.
Sonra bir şeyler oldu,
süslü maskelerin altındaki yalanı
Görmeye başladım.
Yaldız kamuflajlı o ürkek çirkinliği gördüm.

Gösterişsizliğin o yalın çerçevesinde,
saf ve kimsesiz güzelliği aramaya başladım.
Bir gülün kendi dikeniyle
sessizce barışması gibi,
Süsün ardındaki o dilsiz hakikate,
o yalın gerçekliğe bir vurgun gibi düştüm.
Sonra bir şeyler oldu
ve ben artık o eski "ben" değildim,
Bir vapurun iskeleden ağır ağır ayrılışı gibi koptum kendimden.
Azaldıkça özleşti ruhum,
sustukça derinleşti içimdeki o büyük deniz,
Şimdi o yalın hayatımın en kuytu,
en kendimce köşesinde;
Bir daha hiç eskisi gibi olmamak üzere,
Kendi sessizliğimin bitimsiz şiirine dönüştüm...
Edebi Blog Seçkisi
Share