"Parfüm şişesinin kırılması kokuyu çok yoğun almanıza sebep olur. Ama son kez..."

Cam Kırıklarının Dilsiz Feryadı

Yıllara yayılan o zarif vaat, zamanın insafsız örsünde bir anlık öfkeyle dövüldüğünde; geriye sadece cam kırıklarının dilsiz feryadı kalır. Oysa o billur hapis, bir ömre damla damla sızacak, her sabahın teninde, her akşamın kuytusunda usulca fısıldayacaktı varlığını. Bir nehrin denizle buluşması gibi, ağır ağır, sindire sindire akacaktı hayata. Fakat o tek bir saniye, bu uzun vadeli sadakati vahşi bir dürüstlüğe, trajik bir infaza dönüştürdü.

Görünmez Saltanatın Çöküşü

Yerçekiminin soğuk kollarına bırakılan o ruh, zeminin sert gerçekliğiyle buluştuğu an, kendi kıyametini başlatır. Hava, bir anda o görünmez ve ağır saltanatın, sıvılaşmış bir hafıza sağanağının işgaline uğrar. Bu, bir hazinenin tek bir gecede harcanması, bir mumun kendini bir saniyede güneşe dönüştürme çabasıdır; ama bu güneş, sadece yakar, aydınlatmaz. O genzi yakan, o boğucu yoğunluk, bir lütuf değil, bir iflasın, bir tükenişin ilanıdır. Kaynağı kuruyan, evi yıkılan o esans, havada can çekişen bir kuş gibi çırpınırken, son ve en şiddetli şarkısını söyler.

Telafisiz Bir Veda Serenadı

Bu, bir veda serenadının, bir cenaze töreninin en yüksek perdesidir. Ciğerlerin bu ani ve ağır mirasın altında ezilirken anlarsın ki; bazı güzellikler bize yavaş yavaş yetmek için değil, bir kerede ve son kez, tüm varlığını telafisi imkansız bir kayba dönüştürerek büyülemek için parçalanır. O yoğunluk, seni sarıp sarmalamaz; aksine, bir mızrak gibi kalbine saplanır ve orada, bir daha asla hissedemeyeceğin o son nefesin, o hür ruhun uçup gidişinin zehirli izini bırakır. Bazı kırıklar yapıştırılamaz, çünkü içindeki o kutsal öz, yok oluşun sonsuz boşluğuna karışmıştır.