Uykusuzluk Zindanından Kaçış

27.08.2026
Uykusuzluk Zindanından Kaçış - Murat Ozan Avcı

Uykusuzluk Zindanından Kaçış

Murat Ozan Avcı

Göç yollarının kamburu
nihayet düştü sırtımdan,
O yaban tavanlar, o hırpalayan yokuşlar
geride kaldı.
İlk çığlığın paslı gölgesi
unutturdu artık kendi sesini,
Anladım ki varlığın sığınağı o eski eşik değil,
ömrün yorgun fitilinin
mavi suların ufkunda
usulca genişlemesiymiş.
Şimdi hırçın akıntıların durulduğu
bu dertsiz havzadayım,
İçimdeki o sığınak arayan göçebe rüzgâr
dindi nihayet.
Yarım asır sonra ilk defa
evim dediğim bir yerde uyuyor;
kirpiklerimin ucunda biriken o eski akşamları
sükûnetin beyaz tülüne sarıp
bir kenara bırakıyorum.
Yeryüzünün o yorucu uğultusunu
ve sahte aynalarını fırlatıp attım,
Artık hiçbir uzak ülkeye imrenmiyor
bu bilge ferahlık.
Ruhum, gökyüzünün boşluğunda kanat çırpmadan süzülen
Bir martının muazzam dengesini taşıyor şimdi.
Menziline varmış sakin bir nehir gibi
usulca, ürkmeden,
güvenle konaklıyorum bu kıyıda.
Ne dünün sızısı var heybemde
ne yarının belirsiz tül perdesi,
İlk kez bir gökyüzü bu kadar şifalı,
bir deniz bu kadar tanıdık yüzüme.
O acelesiz esenlik, o dertsiz ve büyük sevinç,
insanın kendine geç kalmadığı
bu dalga sesli kıyıda filizleniyor.
Bakışlarımı o uçsuz bucaksız
mavi aydınlığa bırakıyorum,
İçimde bir haziran güneşi parlıyor;
İlk kez eksilmeden,
tam hizasındayım göğün ve toprağın.
Edebi Blog Seçkisi
Share