Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Yağdanlıklar Senfonisi
Hani o cüce kralların gölgesinde,
Boyunlarındaki tasmayı "mücevher" diye yutturanlar;
İradesi pilli, aklı bayat bir ekmek emrinde esir...
Şef elini şıklatınca zoraki gülümseyen,
Parmağını sallayınca sanki dişçideymiş gibi acıyla
Diş gıcırdatan o pörsümüş kurgu!
Komutla alkışlayan, komutla "Pardon, yanlışlıkla" susan,
O "yağdanlık" misali, cıvık cıvık sahte övgülerle
Efendisinin kapısında takla atarken bel fıtığı olan,
Ama kendini "vizyoner" sanan o şark kurnazı!
Boyunlarındaki tasmayı "mücevher" diye yutturanlar;
İradesi pilli, aklı bayat bir ekmek emrinde esir...
Şef elini şıklatınca zoraki gülümseyen,
Parmağını sallayınca sanki dişçideymiş gibi acıyla
Diş gıcırdatan o pörsümüş kurgu!
Komutla alkışlayan, komutla "Pardon, yanlışlıkla" susan,
O "yağdanlık" misali, cıvık cıvık sahte övgülerle
Efendisinin kapısında takla atarken bel fıtığı olan,
Ama kendini "vizyoner" sanan o şark kurnazı!
Sosyalleşme oyunu oynarken o plastik labirentlerde,
Hani o sahte ışıkta, o kof gürültüde;
Vicdanını bir vestiyer numarası gibi kapı eşiğinde bırakan,
İçeri girince "Ben nerdeyim, ben kimim?" diyen o şaşkın gölge...
Üzerime çökmeye çalıştınız,
O paslı ve o "biz bizeyiz" karanlığınızla;
Mekanik bir kumpasla güneşi
Pencereme hapsederiz sandınız, öyle mi?
Yanıldınız şef!
Hem de pusulanızın bile "Ben bu gruptan istifa ediyorum" deyip
Yolunu şaşıracağı bir uçurum boyu yanıldınız.
Hani o sahte ışıkta, o kof gürültüde;
Vicdanını bir vestiyer numarası gibi kapı eşiğinde bırakan,
İçeri girince "Ben nerdeyim, ben kimim?" diyen o şaşkın gölge...
Üzerime çökmeye çalıştınız,
O paslı ve o "biz bizeyiz" karanlığınızla;
Mekanik bir kumpasla güneşi
Pencereme hapsederiz sandınız, öyle mi?
Yanıldınız şef!
Hem de pusulanızın bile "Ben bu gruptan istifa ediyorum" deyip
Yolunu şaşıracağı bir uçurum boyu yanıldınız.
Çünkü sizin o seri üretim kötülüğünüz,
O taksitli ve talimatlı kininiz;
Asla boğamaz o hür nefesi!
Sizin o sığ gürültünüz,
Ancak pazar yerinde unutulmuş bozuk bir hoparlör kadar kafa şişirir.
Siz o rutubetli sığınaklarınızda
Birbirinizin bayat yalanlarını, "Gurme yemeği" diye iştahla kaşıklarken,
Ben, o soylu yalnızlığın fırtınasıyla
Vurdum kendimi o "kotası bitmeyen" açık denizlere.
O taksitli ve talimatlı kininiz;
Asla boğamaz o hür nefesi!
Sizin o sığ gürültünüz,
Ancak pazar yerinde unutulmuş bozuk bir hoparlör kadar kafa şişirir.
Siz o rutubetli sığınaklarınızda
Birbirinizin bayat yalanlarını, "Gurme yemeği" diye iştahla kaşıklarken,
Ben, o soylu yalnızlığın fırtınasıyla
Vurdum kendimi o "kotası bitmeyen" açık denizlere.
Maskeleriniz fildişi cilalı ama
Altındaki o miladi çürüme, buzdolabının arkasında unutulmuş
Pırasa gibi kokulu!
Bir ipliğin ucunda ayağa kalkan,
Bir işaretle askıda kalan o ruhsuz sirk takımı...
Sanmayın ki bu tertipli müsamere,
Bu planlı "ah", bir "pardon, yanlış numara" ile onarılır;
Bazı yaralar vardır ki ne dikiş tutar,
Ne de hiçbir haritada yeri bulunur!
Altındaki o miladi çürüme, buzdolabının arkasında unutulmuş
Pırasa gibi kokulu!
Bir ipliğin ucunda ayağa kalkan,
Bir işaretle askıda kalan o ruhsuz sirk takımı...
Sanmayın ki bu tertipli müsamere,
Bu planlı "ah", bir "pardon, yanlış numara" ile onarılır;
Bazı yaralar vardır ki ne dikiş tutar,
Ne de hiçbir haritada yeri bulunur!
Çünkü kiralık iradelerle ördüğünüz
O naylon ipekten, o pazaryeri işi kozanızda;
İyilik sadece bir vitrin süsü,
Kötülükse o en sadık, o maaşına ikramiye bekleyen ortağınızdır.
Şimdi o dar hücrelerinizde,
O "indirimli" cennetlerinizde kof ayininizi sürdürün;
Şark kurnazı bir iştahla biriktirin
O ipli, o pilli, o kumandalı "zafer" gazoz kapaklarınızı!
O naylon ipekten, o pazaryeri işi kozanızda;
İyilik sadece bir vitrin süsü,
Kötülükse o en sadık, o maaşına ikramiye bekleyen ortağınızdır.
Şimdi o dar hücrelerinizde,
O "indirimli" cennetlerinizde kof ayininizi sürdürün;
Şark kurnazı bir iştahla biriktirin
O ipli, o pilli, o kumandalı "zafer" gazoz kapaklarınızı!
Ama unutmayın o çelikten yasayı, o mühürlü gerçeği,
O kaçınılmaz trajikomik sonu:
Kötülük bir zırh değil,
Giyenin etini kemiren, bir paslı asittir.
Ve ışık, asla kirası bir başkası tarafından
Ödenen pencerelere uğramaz!
O kaçınılmaz trajikomik sonu:
Kötülük bir zırh değil,
Giyenin etini kemiren, bir paslı asittir.
Ve ışık, asla kirası bir başkası tarafından
Ödenen pencerelere uğramaz!
Meydan okuyorum o organize suskunluğunuza,
O hizalı, o seri üretim "algı" kokan nefretinize!
Siz bir sürü olun, o malum elin kumandasında hizalanın;
Bu hür nefes, bu soylu öfke kötülüğünüzün kursağında kalsın!
Bizde vicdan hâlâ o tek kişilik,
O hırçın, o kimseye eyvallahı olmayan
En soylu senfonidir!
O hizalı, o seri üretim "algı" kokan nefretinize!
Siz bir sürü olun, o malum elin kumandasında hizalanın;
Bu hür nefes, bu soylu öfke kötülüğünüzün kursağında kalsın!
Bizde vicdan hâlâ o tek kişilik,
O hırçın, o kimseye eyvallahı olmayan
En soylu senfonidir!

