Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Yaldızı Dökülmüş Manifesto
"Bize pırıltılı bir cennet vaat ettiler, karşılığında çocukluğumuzu istediler. Takas iptal! Şimdi neonları söndürüp kendi şafağımıza yürüyoruz."
Vazgeçtiğin kadarsın bu gri şafakta,
En büyük sınavın: Kendi gölgenle tanışmak.
Modern dünya; yaldızı dökülmüş bir sis,
Neon yalanların karnavalında pırıltılı bir boşluk...
Fark edersin, uykunun kaçıncı katmanında:
Tok gözlülük: Asil bir mülksüzlük krallığı,
Sakinlik: Fırtınanın kalbindeki en derin liman.
Alkışlar; ruhuna saplanan zehirli birer zıpkın,
Kalabalık bir yarışta nefes nefese, sahte bir ritim.
Lüks dedikleri; kadife örtülü yapay bir yoksulluk,
Seni başkalarının onayına prangalı bir mahkûm eder,
Kurutur içindeki o narin ve kadim damarı.
En büyük sınavın: Kendi gölgenle tanışmak.
Modern dünya; yaldızı dökülmüş bir sis,
Neon yalanların karnavalında pırıltılı bir boşluk...
Fark edersin, uykunun kaçıncı katmanında:
Tok gözlülük: Asil bir mülksüzlük krallığı,
Sakinlik: Fırtınanın kalbindeki en derin liman.
Alkışlar; ruhuna saplanan zehirli birer zıpkın,
Kalabalık bir yarışta nefes nefese, sahte bir ritim.
Lüks dedikleri; kadife örtülü yapay bir yoksulluk,
Seni başkalarının onayına prangalı bir mahkûm eder,
Kurutur içindeki o narin ve kadim damarı.
Yükü ağır gelir bazen bu dik yokuşun,
Heybede birikmiş haksız bir kıymet, sahte bir itibar.
Bir uyanıştır bu; paslı, soğuk ve alabildiğine çıplak!
Anlarsın o an ey gafil yolcu:
Hak etmeyene sunulan her içten gülüş,
Onurundan verilmiş kanlı ve sessiz bir ödündür.
Heybede birikmiş haksız bir kıymet, sahte bir itibar.
Bir uyanıştır bu; paslı, soğuk ve alabildiğine çıplak!
Anlarsın o an ey gafil yolcu:
Hak etmeyene sunulan her içten gülüş,
Onurundan verilmiş kanlı ve sessiz bir ödündür.
İndirmeli onları omuzlarından, o kambur hatıraları,
Geri dönülmez bir kararlılıkla, mühürleyerek kapıları:
"Ne masumsunuz artık, ne de bir dirhem lazım!"
Kestim biletinizi, o karanlık ve dönüşsüz raylara.
Zincirlerin ufalanmaya başladığı o ilk an,
Ruhun en mavi, en uçsuz özgürleşmesidir.
Geri dönülmez bir kararlılıkla, mühürleyerek kapıları:
"Ne masumsunuz artık, ne de bir dirhem lazım!"
Kestim biletinizi, o karanlık ve dönüşsüz raylara.
Zincirlerin ufalanmaya başladığı o ilk an,
Ruhun en mavi, en uçsuz özgürleşmesidir.
Cehalet; ucu bucağı olmayan, çektikçe yutan bir bataklık.
Haykırmak gelir içinden o sığ suların yüzüne:
"Ey vasat! Senin zifiri ve arsız karanlığın,
Kuşatamaz artık benim o mağrur ve asil ömrünü."
Haykırmak gelir içinden o sığ suların yüzüne:
"Ey vasat! Senin zifiri ve arsız karanlığın,
Kuşatamaz artık benim o mağrur ve asil ömrünü."
Sessizliğin rahminde başlar o muazzam simya,
Dışarıdan bakınca adı "kaybediş" olan bir zafer bu.
Derinde ise filizlenen bambaşka bir mucize:
Kaybedilen plastikler yerine,
Kendini kazanırsın o Tanrısal mavilikte.
Dışarıdan bakınca adı "kaybediş" olan bir zafer bu.
Derinde ise filizlenen bambaşka bir mucize:
Kaybedilen plastikler yerine,
Kendini kazanırsın o Tanrısal mavilikte.
Bu, tarihin gördüğü en adil, en mukaddes takastır;
Kendi pusulasını bulan ruh için artık,
Dünya, hükmü kalmamış eski bir haritadan ibaret.
Dinginliktir bu, korkunun sığınağı sanılmasın;
Kendini bulan, fırtınanın gözünden sakınmaz gözünü.
Limanlarda gemiler emniyettedir, evet,
Ama bunun için dövülmedi o devasa çelik gövdeler!
Kendi pusulasını bulan ruh için artık,
Dünya, hükmü kalmamış eski bir haritadan ibaret.
Dinginliktir bu, korkunun sığınağı sanılmasın;
Kendini bulan, fırtınanın gözünden sakınmaz gözünü.
Limanlarda gemiler emniyettedir, evet,
Ama bunun için dövülmedi o devasa çelik gövdeler!
Kıyıdan ayrılmak, belirsizliğin siyahına "vira" demek,
Tek yoldur o içindeki yanardağın patlamasına.
Pusulamız; vicdanın o saf ve lekesiz tınısı...
İki zıt kutbun ebedi ve ezeli kavgasıdır bu:
Dünyayı yakan devlerle, karıncayı sakınan çocukların savaşı.
Tek yoldur o içindeki yanardağın patlamasına.
Pusulamız; vicdanın o saf ve lekesiz tınısı...
İki zıt kutbun ebedi ve ezeli kavgasıdır bu:
Dünyayı yakan devlerle, karıncayı sakınan çocukların savaşı.
Bizim safımız; ipekten bir çocuk kalbi,
O telsizsiz, rotasız ama vakur geminin güvertesinde...
Çünkü asıl zafer; dünyayı avuçlarına almak değil,
Bütün bu balçığa, bütün bu kire rağmen,
O çocuk kalbini, lekesiz bir sancak gibi taşıyabilmektir.
O telsizsiz, rotasız ama vakur geminin güvertesinde...
Çünkü asıl zafer; dünyayı avuçlarına almak değil,
Bütün bu balçığa, bütün bu kire rağmen,
O çocuk kalbini, lekesiz bir sancak gibi taşıyabilmektir.

