Yaldızı Dökülmüş Manifesto

26.08.2026
Yaldızı Dökülmüş Manifesto - Murat Ozan Avcı

Yaldızı Dökülmüş Manifesto

Murat Ozan Avcı

"Bize pırıltılı bir cennet vaat ettiler, karşılığında çocukluğumuzu istediler. Takas iptal! Şimdi neonları söndürüp kendi şafağımıza yürüyoruz."
Vazgeçtiğin kadarsın bu gri şafakta,
En büyük sınavın: Kendi gölgenle tanışmak.
Modern dünya; yaldızı dökülmüş bir sis,
Neon yalanların karnavalında pırıltılı bir boşluk...
Fark edersin, uykunun kaçıncı katmanında:

Tok gözlülük: Asil bir mülksüzlük krallığı,
Sakinlik: Fırtınanın kalbindeki en derin liman.
Alkışlar; ruhuna saplanan zehirli birer zıpkın,
Kalabalık bir yarışta nefes nefese, sahte bir ritim.
Lüks dedikleri; kadife örtülü yapay bir yoksulluk,
Seni başkalarının onayına prangalı bir mahkûm eder,
Kurutur içindeki o narin ve kadim damarı.
Yükü ağır gelir bazen bu dik yokuşun,
Heybede birikmiş haksız bir kıymet, sahte bir itibar.
Bir uyanıştır bu; paslı, soğuk ve alabildiğine çıplak!
Anlarsın o an ey gafil yolcu:
Hak etmeyene sunulan her içten gülüş,
Onurundan verilmiş kanlı ve sessiz bir ödündür.
İndirmeli onları omuzlarından, o kambur hatıraları,
Geri dönülmez bir kararlılıkla, mühürleyerek kapıları:
"Ne masumsunuz artık, ne de bir dirhem lazım!"
Kestim biletinizi, o karanlık ve dönüşsüz raylara.
Zincirlerin ufalanmaya başladığı o ilk an,
Ruhun en mavi, en uçsuz özgürleşmesidir.
Cehalet; ucu bucağı olmayan, çektikçe yutan bir bataklık.
Haykırmak gelir içinden o sığ suların yüzüne:
"Ey vasat! Senin zifiri ve arsız karanlığın,
Kuşatamaz artık benim o mağrur ve asil ömrünü."
Sessizliğin rahminde başlar o muazzam simya,
Dışarıdan bakınca adı "kaybediş" olan bir zafer bu.
Derinde ise filizlenen bambaşka bir mucize:
Kaybedilen plastikler yerine,
Kendini kazanırsın o Tanrısal mavilikte.
Bu, tarihin gördüğü en adil, en mukaddes takastır;
Kendi pusulasını bulan ruh için artık,
Dünya, hükmü kalmamış eski bir haritadan ibaret.
Dinginliktir bu, korkunun sığınağı sanılmasın;
Kendini bulan, fırtınanın gözünden sakınmaz gözünü.
Limanlarda gemiler emniyettedir, evet,
Ama bunun için dövülmedi o devasa çelik gövdeler!
Kıyıdan ayrılmak, belirsizliğin siyahına "vira" demek,
Tek yoldur o içindeki yanardağın patlamasına.
Pusulamız; vicdanın o saf ve lekesiz tınısı...
İki zıt kutbun ebedi ve ezeli kavgasıdır bu:
Dünyayı yakan devlerle, karıncayı sakınan çocukların savaşı.
Bizim safımız; ipekten bir çocuk kalbi,
O telsizsiz, rotasız ama vakur geminin güvertesinde...
Çünkü asıl zafer; dünyayı avuçlarına almak değil,
Bütün bu balçığa, bütün bu kire rağmen,
O çocuk kalbini, lekesiz bir sancak gibi taşıyabilmektir.
Edebi Blog Seçkisi
Share