Yasal Uyarı © Korumalı Eser
Yaldızlı İllüzyon Mekanizması
Yürüyorlar
omuz omuza,
kör ve devasa!
Ayak seslerinde ne bir şüphe var ne bir merhamet,
çünkü kitleler hâlinde kuşanmışlar o örgütlü cehaleti!
Onlar yukarda, o yaldızlı sarayların tavanında,
alınlarında sahte bir secde izi,
ardıç kuşu gibi saklanarak içtikleri o gizli kadehlerle,
cennetten tapu satan o hırsız avuçlarıyla kutsuyorlar bu leşi!
Ve haykırıyorlar hep bir ağızdan:
omuz omuza,
kör ve devasa!
Ayak seslerinde ne bir şüphe var ne bir merhamet,
çünkü kitleler hâlinde kuşanmışlar o örgütlü cehaleti!
Onlar yukarda, o yaldızlı sarayların tavanında,
alınlarında sahte bir secde izi,
ardıç kuşu gibi saklanarak içtikleri o gizli kadehlerle,
cennetten tapu satan o hırsız avuçlarıyla kutsuyorlar bu leşi!
Ve haykırıyorlar hep bir ağızdan:
— Bu bizim muhteşem çağımız!
Oysa aşağıda,
Cumhuriyetin o ilk, o namuslu şafağında,
aydınlığa kurulan o sinsi tuzakta, o karşı-devrim tezgahında,
fabrikaların dumanında ve işçinin nasırlı avucunda,
bizim payımıza düşen safi felaket!
Bizim etimizden sökülüyor bu şanlı bayramın kumaşı,
bizim ömrümüzün sızısıyla dönüyor bu devasa çark!
Cumhuriyetin o ilk, o namuslu şafağında,
aydınlığa kurulan o sinsi tuzakta, o karşı-devrim tezgahında,
fabrikaların dumanında ve işçinin nasırlı avucunda,
bizim payımıza düşen safi felaket!
Bizim etimizden sökülüyor bu şanlı bayramın kumaşı,
bizim ömrümüzün sızısıyla dönüyor bu devasa çark!
Bakın hele!
Tepeden tırnağa kuşanmışlar o utanılası kibiri!
Hiçbir fidanı sulamamış,
hiçbir kitaba dokunmamış o çiğ parmaklarıyla,
üstümüzdeki bu zulmü
tespih taneleri gibi çekiyorlar!
Onlar için bir şölendir bu çürüme,
bir düğündür,
bir zafer alayı!
Bizim içinse baştan ayağa kıyamet,
bizim içinse baştan ayağa felaket!
Tepeden tırnağa kuşanmışlar o utanılası kibiri!
Hiçbir fidanı sulamamış,
hiçbir kitaba dokunmamış o çiğ parmaklarıyla,
üstümüzdeki bu zulmü
tespih taneleri gibi çekiyorlar!
Onlar için bir şölendir bu çürüme,
bir düğündür,
bir zafer alayı!
Bizim içinse baştan ayağa kıyamet,
bizim içinse baştan ayağa felaket!
Ve dinleyin!
Tek bir merkezden kusuluyor o devasa, o mukaddes yalan!
Bin kez fısıldanıyor kulaklara, bin kez bağırılıyor meydanlarda,
ta ki taştan bir hakikat sanılsın bu zifiri karanlık!
Karanlık bir laboratuvarda imal edip o sözde mukaddesatı,
zehirli bir sis gibi salıyorlar kitlelerin üzerine.
Bot ordularıyla, trollerle, o sinsi algoritmalarla akan bu çamur,
aklı felç ediyor, vicdanı kurutuyor,
alkışlatıyor kendi katiline o kör kalabalığı!
Tek bir merkezden kusuluyor o devasa, o mukaddes yalan!
Bin kez fısıldanıyor kulaklara, bin kez bağırılıyor meydanlarda,
ta ki taştan bir hakikat sanılsın bu zifiri karanlık!
Karanlık bir laboratuvarda imal edip o sözde mukaddesatı,
zehirli bir sis gibi salıyorlar kitlelerin üzerine.
Bot ordularıyla, trollerle, o sinsi algoritmalarla akan bu çamur,
aklı felç ediyor, vicdanı kurutuyor,
alkışlatıyor kendi katiline o kör kalabalığı!
Oysa durun!
Bu çelik ekranların kusmuk saçan dehlizlerinde,
bu yalan mimarisi, bu geometrisi çürük illüzyon,
bu suni parıltı, bu cıva kaplı çamurdan kaleler,
yıkılacak!
Tarihin o amansız manivelası döndüğü gün,
altın varaklı kubbeleriniz, sahte cennetiniz, o karanlık pazarınız,
ve zincire vurduğunuz o çelik çarklar,
o kör ve mekanik dişliler,
tersine dönecek bir sabah!
En rüzgârlı sabahında ömrümüzün,
kendi ellerinizle ördüğünüz o karanlık dehlizde,
kendi yalanlarınızın enkazı altında,
kusarak yuttuğunuz kul haklarını,
yok olacaksınız!
Bu çelik ekranların kusmuk saçan dehlizlerinde,
bu yalan mimarisi, bu geometrisi çürük illüzyon,
bu suni parıltı, bu cıva kaplı çamurdan kaleler,
yıkılacak!
Tarihin o amansız manivelası döndüğü gün,
altın varaklı kubbeleriniz, sahte cennetiniz, o karanlık pazarınız,
ve zincire vurduğunuz o çelik çarklar,
o kör ve mekanik dişliler,
tersine dönecek bir sabah!
En rüzgârlı sabahında ömrümüzün,
kendi ellerinizle ördüğünüz o karanlık dehlizde,
kendi yalanlarınızın enkazı altında,
kusarak yuttuğunuz kul haklarını,
yok olacaksınız!

