Yorgun Sarrafın Monoloğu

27.08.2026
Yorgun Sarrafın Monoloğu - Murat Ozan Avcı

Yorgun Sarrafın Monoloğu

Murat Ozan Avcı

Bir panayır gürültüsüydü yüzüm,
her köşesi bir yağma,
Gelen geçen bastı avucumdaki o mor lekeye.
Adım başı bir coğrafya,
adım başı bir harita bozumu,
Her yeni tanışıklıkta cebime sıkıştırılan,
O "üstü kalsın" kibirliliğindeki bozukluklar...
Oysa herkes kendi sığ gölgesini
sızdırıp gitti avluma,
Ben ki, kalabalıkların yorgun sarrafı,
Gövdesini kendi aleviyle kemiren
bir mum gibi eksildim.
Sonra sustu o vitrin camları, o kirli çarşı...
Anladım, yanılmak dedikleri o kırık pusulayı.
O sinsi parıltıların karşısında
felç olmuşken gençliğim,
Göğümün en kuytusundaki
o dilsiz yıldızı görmemiş,
Her gece başka bir yabancıyı ağırlayan,
Rutubetli, eski bir otel odası gibi eskimişim.
Şimdi elimin tersiyle deviriyorum
o sahte meydanları,
Bir enkaz kalıyor geriye, evet,
ama rengi benim.
Başlıyor içimdeki o mağrur taşın,
o dilsiz mabetlerin mimarisi;
Kendi dilsiz okyanusumun
dibine çöken bir gemi gibi,
Sessizliğin o koyu dumanını çekiyorum içime.
Mavi bir dille konuşmuyor burası, biliyorum,
Ama derinlik,
o asil gümüşünü giydiriyor sularıma.
Ve masada, bütün o gürültünün
dibe çöktüğü kristal bir kadehte,
Kendi içine süzülmüş katıksız bir akşam sükûneti duruyor.
Meğer her gölgenin bir pas bıraktığı
Yol geçen hanı değilmiş ömür.
Edebi Blog Seçkisi
Share